2010/11/27

Internet ve Sosyallik

Internet, hiç kuşkusuz hayatımızı kolaylaştıran araçların başında geliyor. Ama internet, bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan da hayatımızı bizden almaya devam ediyor. "Internet bizi sosyalleştiriyor mu, yoksa bizi gerçek hayattan alıp kendi içine mi hapsediyor?" konusunu kendimce tartışmak istedim.

Google
Interneti kullandığımız için kendimizi şanslı görmeliyiz. Teknolojinin sağlamış olduğu avantajlardan sadece biri olan internet ile artık yaptığımız işler çabuk, hızlı ve etkin olabiliyor. Böylelikle iletişimimiz daha basit ve aktif hale gelebiliyor. Google gibi sitelerde merak ettiğimiz veya istediğimiz bir şeyi kolayca bulabiliyoruz. Facebook gibi sosyal ağlarda arkadaşlarımızla her an iletişim halinde olabiliyoruz. Online yayın yapan (resmi) sitelerden TV izleyebiliyor, radyo dinleyebiliyoruz. Daha da önemlisi, elektronik posta gönderebiliyoruz. Bunun gibi daha bir çok avantaj sayesinde işlerimiz daha da pratikleşiyor. Peki internet, bu şekilde dışarıdan göründüğü gibi mi? Internet ortamında her şey günlük güneşlik mi? Internetin gözardı edilemez avantajlarının yanında dezavantajlarının da olduğunu unutmayalım.

Facebook
Facebook, sanal alemin en popüler sitesi haline gelmiş durumda. Facebook sayesinde, eski-yeni arkadaşlarımızla iletişimimizi koparmadan sosyalliğimizi devam ettirebilme imkanımız mevcut. Ama bu sosyallik bir anlamda "sanal" olmaktan öteye gitmiyor. Facebook bence ciddiye alınabilecek bir site. Belki de Facebook yöneticilerinin istedikleri de bu olsa gerek. Facebook, insanları tek bir çatı (site) altında toplamayı kendine görev edinmiş süsü veren oldukça ilgi çekici bir site. Tüm dünyada durum böyle iken Türkiye'de durum daha da ilginç. Facebook'un yaptığı açıklamaya göre, ülke bazında Türkiye, en sosyal 4. ülke konumunda. Gurur verici bir olay gibi, değil mi? (Dünya Türkler'e kalacak sonunda!) Türkiye olarak, Facebook yöneticilerini şaşırtmış durumdayız. Ama bu durum, bizim sosyalliğimiz midir? Bence asosyalliğimizdir. Çünkü sürekli işlerimizi ve iletişimimizi net ortamında devam ettirdiğimiz ve bunu da alışkanlık haline getirdiğimiz sürece bir anlamda sosyallikten uzaklaşmış oluyoruz. Internetin nimetlerinden sonuna kadar yararlanalım; ama alışkanlık haline getirmeyelim. Sosyalleşelim derken iyice asosyal bir hal alacağız gibi bir his var içimde.

Güvenlik konusu da elbette dikkate değer konuların başında geliyor. Soru şu: "Internet ortamında ne kadar güvenliyiz?" Yine Facebook'tan bir örnek verecek olursak; bazı uygulamalar (applications) adeta bir virüs gibi kendini göstermekte. Ne malum bilgilerimizin bu uygulamalar sayesinde çalınmadığı? Bilgisayarımıza zarar vereceğini de unutmamak lazım! Çoğu web sitesinin yönlendirdiği siteler de virüs denilen dosyaları içerebiliyor. Anti-virüs programı kullanmak bile çözüm olmuyor. Biz bunları bile bile, sorunları göze alarak internette "sörf yapmaya" devam ediyoruz. Bu bizim en doğal hakkımız. Neden internetten yararlanmayalım? Elbette ki kullanacağız interneti; ama kullanırken bilinçli davranmaya dikkat etmeliyiz. Asıl önemli olan konu bu! Bilinçli olduğumuz sürece internette (netler arasında) kendimizi daha da güvenli hissedebiliriz.

Sosyal olmak, kişinin/kişiliğin gelişimi için önemli bir etkendir. Sosyal olmayı ya da sosyalliği yer bakımından ikiye ayırmak mümkündür: Sanal ve gerçek sosyallik. İkisi apayrı bir kavramdır aslında. Sanal alemdeki (internetteki) sosyallik, sanal sosyallik olarak adlandırılabilir iken, gerçek sosyallik kabaca "ortamlarda" bulunmaktır. Hangisi ile daha sosyal olduğumuz başlı başına bir tartışma konusu olmalıdır. Kişi kendini nerede daha iyi hissediyorsa orada olmalıdır. Ama unutmamak lazım ki, hem sanal hem de gerçek ortamlara sırf sosyalleşmek adına kendimizi kaptırmamak, bence akıllıca bir davranış olacaktır!

Hiç yorum yok: