14 Şubat geldi çattı! Malum, 14 Şubat deyince akla gelen ilk şey Sevgililer Günü. Neden gelmesin ki? Benimsetmişler bir kere. Sevgililer Günü diye bir günün olmasından dolayı memnun olan da var; olmayan da. Ama yine de 14 Şubat insanlara bazı şeyleri yaptırma ihtiyacı doğuruyor.
Yine çalma bir gün. Yani başka milletler bulmuş (Valentines Day), biz de kutluyoruz işte. Aslında böyle olmasının bir faydası var: Böyle bir gün olmasaydı belki de hiç aklımıza gelmeyecekti. (Ama yine de benim düşüncem biz Türkler bulurduk uygun bir şeyler.) Var mı ki, bizim bulup da tüm dünyada bir kutlanan bir gün? Hatırlayamadım. Hatırlayan veya bilen biri var mı?
Neyse, konu 14 Şubat, fazla uzaklaşmayalım konudan. Her iki tarafın da sorumlulukları var elbette; ama insan (sevgili) üzerine düşeni yapmalı. İlla ki hediye almak değildir, kutlamak. Hatırla(t)mak bile bazen yeter. Peki ya sevgilisi olmayan ne yapsın; kimi hatırlasın, kime hediye alsın, kimin sevgililer gününü kutlasın, kime sürpriz yapsın?
Bu günü kutlamak, bu yıl benim için farz oldu. Aslında geçmiş yıllarda ne güzel 14 Şubatı kazasız belasız atlatıyordum. Önemsiz ve sıradan bir gündü 14 Şubat. (Vardı da biz mi kutlamadık!?) Şaka bir yana günün gerektirdiği şeyi yapmak lazım. Değeri ne olursa olsun, sevgilinin Sevgililer Günü kutlanmalı. Ben de tabi ki üzerime düşeni yapacağım. Belki küçük bir şey olarak gördüğü şey onun için çok büyük, değerli veya önemli olacak. Belki de hiç işe yaramayacak ve hayal kırıklığına uğrayacak. Bu ihtimale karşı bile yine de karşımdaki/karşınızdaki memnun olacaktır. Çünkü önemli olan, yapılan veya alınan şeyin parasal değeri değildir. Önemli olan sevgilinin hatırlanması ve hatırlatılmasıdır.
Her neyse günün keyfini, enerjisini kaçırmamak dileğiyle Sevgililer Gününüzü kutlarım. Unutmadan;
Sevgililer Günümüz kutlu olsun aşkım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder